Kızıl Toprakların Çiçeğiyle, Nurten’le Tanıştım

Cam gibi bir hava, henüz sabah saatleri  Şanlıurfa’dan çıkıp Harran’a doğru yola düştük. Şanlıurfa’nın büyüsü öyle bir sarıyor ki insanı kelimeler yetmez. Bakakalmışım Balıklı Göl’e, bakakalmışım cami avlusundaki kuşlara, bakakalmışım dev söğüt ağaçlarına. Zaman hem kovalıyor hem telaşsız geçiyor ama daha Harran’ı göreceğiz.

Şanlıurfa’dan Harran’a doğru giderken dikkatimi çocuklar çekiyor, yol boyu öbek öbek, ikişerli,üçerli toplanmış yerden bir şeyler topluyorlar. Yol üzerinde pamuk tarlalarının, çırçır fabrikalarının hakimiyeti var.  Sonra anlıyorum khalfeti-tarlai o çocuklar tarlalardan uçan, pamuk yüklenen kamyonlardan düşen pamukları topluyorlar. Zaten normalde de pamuk tarlalarında çalışıp dikenli çalıların arasında pamuk toplamak başlıca görevleriymiş minik ellerin.Kızıl kızıl topraklar üzerinde alabildiğine pamuk tarlaları, buğday tarlaları, tarlaların ortasında kocaman yalnız ağaçlar derken… Bölgeye has türküler eşliğinde Harran’a varıyoruz. Bizi farkeden bir motosikletli Harran Evleri’ne gitmek istediğimizi anlıyor, takip edin beni diyor, takılıyoruz peşine. Girişte mahalleye girerken açık hava müzesi giriş ücretimizi ödeyip giriyoruz ki; içerisi bambaşka bir dünya. Burası koruma altındaymış, dünyanın bilim merkeziymiş Harran. Kuzey Mezopotamya’nın en eski yerleşimindeyiz.

harran-genel-gorunum

Motosikletli çocuk bizi kız kardeşine emanet ediyor. Kardeşim rehber diyor sizi gezdirecek. Nurten kavruk teniyle pırıl pırıl enerjisiyle atlıyor arabaya, tepeye çıkarıyor bizi.

Dünyanın İlk Üniversitesi Harran’daimg_1392

Dünyanın ilk üniversitesine gidiyoruz. Asurlular’dan giriyor Moğollar’dan çıkıyor araya da sıkıştırıveriyor. “Ahh abla! Üniversitenin taşlarını söküp evlerini öyle yapmışlar insanlar burada zamanında!” Kalıntıları kalmış elbette koruma altına almışlar, arkeolojik kazılar devam ediyormuş, etrafını çevirmişler uzaktan bakabiliyoruz. Dönüşte Nurten bakıyor bana alıcı gözle; “Abla diyor sana 150 bin verirler.”  Ne parası diye soruyorum, başlık diyor! Onun o deyişine birden gülüyoruz arkadaşımla birlikte. Üzülüyorum sonra, hala mı?

3000 Yıllık Mezopotamya Evleri

Harran Evleri’ne dönüyoruz. 3 bin yıllık Mezopotamya Evleri  koni biçimindeki çatılarıyla direniyor hala ama anlatıyor Nurten; her yıl içine tezek ve çamurdan sıva yapıyoruz yoksa tutmaz çöker diye.  Evlerin içini geziyoruz; kullanılan eşyalar, dibekler, sedirler, çömlekler tanıtıyor Nurten. Sonra gel diyor sana yöresel kıyafetler giydirelim. Bayılıyorum tabi! Hemen seçiyorum kaftanımı, takıyorlar çemberimi.  Muharrem fotoğraflarımı çekiyor, gülüyoruz, eğleniyoruz.

Oturuyoruz kahvelerimizi içmeye. Nurten’e bakıyorum. Oldum olası işini severek yapan insanları sevmişimdir zaten.  Anlatmaya başlıyor Nurten. “Seni çok sevdim abla, senin gibi bir abla gelmişti bundan 14 sene önce buraya, avukat.  Hangi sınıfta olduğumu sorunca, okuyamadığımı söyledim. Okumak ister misin diye sorunca çok istediğimi söyledim. Benimle ilgilendi bana mektup yazmamı öğütleyerek gitti. Ben de oturdum UNICEF’e, Milli Eğitim Bakanlığı’na mektup yazdım. Babamı şikayet ettim. Sonra bir hafta geçmedi abla UNICEF’ten geldiler beni İstanbul’a götürmek için babamdan izin aldılar. “Beş kuruş vermem” dedi.  “İzin ver yeter” dediler. “Olur” dedi abla. O gün sustu daha da tek kelime etmedi benimle, ne yapalım? ” Elimde kahve fincanı, boğazım düğüm eğitim mücadelesinin zaferini anlatan Nurten’i dinliyorum. Bazı merak ettiğim şeyler oldu ama soru soramadım, konuşabilecek kadar nefesim çıkmayacak gibi geldi.  Nurten devam etti.

Baba Beni Okula Gönder Projesinin İlk Çiçeğiymiş Nurten

“Baba Beni Okula Gönder Projesi vardı abla hatırlar mısın?” kafa sallayabildim. İstanbul’a götürdüler beni uçağa ilk bindim Yeşilköy’e indik otelde kaldık. Sonra pist vardı kocaman, arabalar için hani, oraya gittik, etkinlik başlamadan önce projenin açılışını bana yaptırdılar orada.” Sonra okula nurten-harrangitmeye başladım abla, çok çalıştım.”  Sonunda sesimin çıkabileceğini anladım. “Aferin sana Nurten, ne kadar yürekli, azimli kızsın bak kendi mücadeleni kendin vermişsin. Eeee şimdi ne yapıyorsun?”

Bitmedi abla sonra şimdiki Cumhurbaşkanı buraya geldi, eşi beni görmek istemiş, götürdüler Urfa’ya beni. Bana hediyeler verdiler. Tayyip Erdoğan babamı aradı o gün abla, bu kız okula devam edecek diye, babam sesini çıkaramadı.  Emine Erdoğan, ne istediğimi sordu bana. Kız okulu istediğimi söyledim köye, Harran’a. Abla bir aya kalmadan yapılmaya başlandı, bitti. Şimdi Kız Meslek Lisesi bile var. Kafanızı şişirdim abla” deyince kendime geldim. Kalkıp sarılasım vardı aslında ama durumu ajite etmek istemedim. “Ne güzel şeylere vesile olmuşsun Nurten bak gördün mü? Gurur duydum seninle” diyebildim.

nurten-ceylanNurten şimdi Harran Üniversitesi’nde son sınıfa geçmiş, İngilizce Öğretmenliği okuyor. Her yıl bölüm birincisi oluyor. O günden beri de eğitimi için babasından para isteyemiyor. Rehberlikten kazanıyormuş, haftasonları gelip Harran Evleri’nde rehberlik yapıyormuş.

10 kardeş olduklarını, diğer kız kardeşlerinin hiç birinin okumadığını, okuma-yazma bile bilmediğini  söyledi. Öğretmenlik için sınava girip Harran’a atanmak istiyor. Kendi çabalarıyla yaptırdığı okulda okumuş, şimdi orada öğretmenlik yapmak istiyor. Bir de Harran’ın erkekleriyle evlenmek istemiyor. Değer vermiyorlar genelde kadına abla diyor, mal gibi davranıyorlar. Verdikleri parayı çıkartmak istiyorlar. Burada bazı erkekler kızlarını başlıkla vermiyor ki değer görsün. Babam da onlardan biri diyor.

Nurten, öyle şeyler anlatıyor ki, her biri kaya gibi üzerime çöküyor. Eğitim mücadelesi, kadın olma mücadelesi, çalışabilme mücadelesi…  Hadi gel diyorum fotoğraf çektirelim içime sokasım geliyor Nurten’i böylesi azimli, akıllı, çalışkan, kalıplarından çıkan biri olduğu için, bana geleceğe dair umut verdiği için. Nurten civardaki köy okulları için de yardım topluyor, kırtasiye malzemesi, öğrencilere kıyafet, ihtiyaçları çok diyor. “Burada para var aslında abla ama çocuğa, eğitime yok. Ben de sesleri oluyorum okullara göndertiyorum topladığım yardımları.” Telefonlarımızı alıyoruz birbirimizin sözleşiyoruz bir daha görüşeceğiz diye ve ayrılıyoruz kızıl toprakların güzel çiçeğinden.

nurten-ceylan-son

Nurten’den haber bekliyoruz okul ihtiyaçlarını iletecek bize, haber ederim hepinize.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s