“İnsanları kızdırmamak istiyorum, bizi sevsinler istiyorum”

Lacivert fonun üzerine kocaman beyaz harflerle yazılan  “Kayıp Neslin Eşiğinde” başlığı dikkatimi çekti. Açık Toplum Vakfı Suriyeli mülteci çocuklar ve gençlerle ilgili bir araştırma yayınlamış. Dört aylık bir saha çalışmasıyla hazırlanan raporda çocukların karşılaştığı ilk ve en sert bariyerin dil engeli olduğunu söylüyor. Çocukların çoğu Türkçe bilmiyor. Bu yüzden devlet okullarına gidemeyen çok çocuk var.

Elbette tek engel bu değil, çalışmak zorunda oldukları için de gidemiyorlar.  Öncelikleri karın doyurmak, barınabilmek olan insanlar çocuğunun eğitimini düşünmüyor.

Raporda yer alan başka bir veri içimi kanatıyor. “Ailede ölüme tanıklık etme oranı % 79”

012
Photo: Ahmad Baroudi , Save The Children.  Leyla*, 5 yaşında. İsim çocuk koruma ilkesi sebebiyle değiştirilmiştir.

Bir an kendimi o çocukların yerine koymaya çalıştım. Bir gece sarsıntı ve anlamlandıramadığım seslerle uyanıyorum. Dışarıda kıyamet kopuyor sanki, sesler, çığlıklar, yıkılan evlerin sesleri, silah sesleri, roket sesleri… Ailemi koruma iç güdüsü, kendimi koruma iç güdüsü, çaresizlik, şaşkınlık sonra umutsuzluk… Düşüncesi bile 32 yaşıma ağır geliyor, kalbim çarpıyor. Halbuki onlar bunu küçücük yaşlarında göğüslemeyi başarıp hayata tutunmaya çalışıyorlar. Kardeşinin, annesinin, babasının korkularını da küçük yüreğine sığdırmaya çalışıyor.

Tam buraya bir de video bırakmak istiyorum.

Tüm bu yazdıklarım hayal değil aslında onların anlattıklarından, okuduklarımdan aklımda kalanlar. Bir yeğenim var benim 2 yaşına gidiyor, çok tatlı hepimiz çok seviyoruz. Eğitimci bir annenin oğlu olarak bilinçli yetiştiriyor güzel annesi. Şımarık olmasını istemiyor, istediğini hemen yapmıyor, ne isterse almıyor vs vs. Ama ona rağmen bir sürü oyuncağı var ve de eksikleri var. Kuzenlerimin çocukları, arkadaşlarımın çocukları var hepsinin istediği bir şeyler var. Normal bunlar bizim için elbette “Çocuktur heves eder.” İşte tam da burada farkettiğim şeyi paylaşmak istiyorum.

Burada yaşları 6 ile 13 yaş aralığında değişen Suriye’deki savaştan kaçan savaş mağduru çocukların istekleri çok farklı. Birebir şöyle ifade ediyorlar;

  • Savaş demek göç demek, tanımadığın bir ülkede sevilmemek demek. Suriye’ye dönmek istiyorum.

    004
    Suruç, Şanlıurfa    Photo: Sera Marshall, Save the Children
  • Okuyamıyorum, yazamıyorum, okula gitmek istiyorum.
  • Evime dönmek istiyorum.
  • Tarlada çalışmak istemiyorum. Oyun oynamak istiyorum.
  • Güzel rüyalar görmek istiyorum, artık rüyalarımda silah sesleri duymak istemiyorum.
  • İnsanları kızdırmamak istiyorum, bizi sevsinler istiyorum.
  • Büyüyüp işe gitmek istiyorum.
  • En yakın arkadaşım Suriye’de kaldı, onu çok özledim. Onunla yeniden oynamak istiyorum.
  • Okula gitmek istiyorum.
  • Ailemle yine piknik yapmak istiyorum.
  • Kardeşim gülsün istiyorum.

Böyle bir sürü dilek var hiçbirinde yeni bir ayakkabı, elbise, karakterli çanta, kostüm vs yok. Onların gündemleri oldukça farklı.  Tamamen temel ihtiyaç düzeyindeler, anlamaya çalışıyorlar neler oluyor?

En çok “İnsanları kızdırmamak istiyorum,  bizi sevsinler istiyorum” ağırıma gitti.  Bir çocuğa bunu düşündürtecek, dileği haline getirecek ne yaptık kim bilir biz?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s