Savaş İnsanlarının Yaşam Mücadelesi

Antakya’da tüm sokaklarda portakal, mandalina ağacı manzaraları var. Sanki meyveleri ağaca süs olarak asmışlar gibi duruyor. Bazı sokaklar hele şenlik alanı gibi gözüküyor gözüme.

p1230136Geçtiğimiz hafta İskenderun’a sahaya çıktık.  İyi durumda olan apartmanlar da var kötü durumda olanlar da var. Her kapının ardında ortalama bir hüzün ve acı var elbette. Yerlerinden yurtlarından edinilmiş insanlar var çünkü bazı kapıların ardında.

Savaşın ardında ne hikayeler var insan donup kalıyor

Save the Children bölgede yaşayan Suriyelileri araştırıyor. Ailelerin çocuklarının hangi koşullarda yaşadığıyla ilgileniyor. İskenderun ve Antakya’da Gençlik Merkezleri açacaklar. Bunun için saha araştırması yapıyorlar. Saha araştırması şöyle oluyor; sokak sokak gezip Suriyeli aranıyor. Muhtarlıklarla da ilişki kuruluyor ayrıca ama kaydını yapamamış olan Suriyeliler de oluyor elbette. Bu yüzden saha çalışanlarıyla başlıyoruz sokak turuna.

Oldum olası insana dokunan işleri sevmişimdir, saha candır. Mahalleye girdikten sonra mahalleliye soruyoruz, gösteriyorlar. Sonra o evlerin kapılarını çalıyoruz. Saha çalışanı arkadaşlarım işi çok iyi yapıyorlar. Her kapıyı vuruyorlar, konuşuyorlar.

dsc_1010Save the Children’ın çocuk koruma kapsamında kuralları var. Hepsi bu kurallara maksimum uyum gösteriyorlar. Bir kadın bir erkek olarak çıkıyorlar sahaya, evlerde ikram kabul etmek yasak, çocuklarla yakın temas kurmak yasak  gibi gibi uzayıp giden kurallar var. Ama hani Türk insanı sıcaktır, misafirperverdir. Suriyeliler de bizden çok farklı değil. Aynı coğrafyanın insanıyız bir yerde. İllaki ikram yapacaklar, illaki evde misafir edecekler, dertleşmek istiyorlar, konuşmak, anlatmak…

Saha araştırmasının ana amacı çocuk yararının gözetilmesi üzere çocukların durumunun tespit edilmesi. Gençlik merkezleri için yapılan bu araştırma merkezin ihtiyaca yönelik olması için yapılıyor. Hem bu merkezlerde neler olmasını istiyorlar soruyorlar hem de merkezlerin faydalarını aktarıyorlar onlara. Açılacağı zamanı da müjdeleyip ayrılıyoruz evlerden.

fullsizerenderBir kapıyı çaldık. 7 kişilik Suriyeli bir aile, anne- baba, dört çocuk ve bir aile büyükleri ile birlikte yaşıyorlar. Çocuklar çalışıyormuş kira içinmiş. Kira 300 TL, çocukların aldıkları ücretler ise değişiyor; haftalık 50 TL alan da var 20 TL de aylık 300 TL de alan var. Duyduklarıma inanamadım. Yani şöyle; yaşları 8-12 arasında değişen çocuklar dönercide, büfede çırak olarak çalışıyor. Haftalıklarıyla kirayı ödüyorlar. Babaları sağlam ama evde. İnsanın bin türlüsü var elbette. Diğer tarafta her köşede amelelik için bekleyen erkekler de var. Sabahtan akşama kadar inşaatlarda çalışmak,  tarlada çalışmak, hamallık yapmak için bekliyorlar.

Çocuklarını okutmak için iki iş yapan anne de var, babaları savaşta ölmüş o da çocuklarıyla birlikte buraya kaçmış. Çocukları okula gidiyor o da eksik kalmasınlar diye canını dişine takmış.

Başka bir hikaye 12 yaşında Ahmed’in hikayesi. Ahmed tek başına geçmiş sınırdan. Türkiye’ye geldikten sonra burada  iş yapmış, para kazanmış, sığınacak bir yer bulmuş ve tekrar geriye dönerek diğer aile fertlerini buraya getirmiş. 12 yaşında çocuk…

Bir Suriyeli bulduğumuzda birbirlerinin evlerini gösteriyorlar ya da tarif ediyorlar mutlaka.

Sokakta gezerken bize doğru koşar adım gelen teyze, hararetli birşeyler anlattı arkadaşıma. Anlamadım tabi ben. Sordum ki, kardeşinin evini tarif etmişti bize, gitmediyseniz sizi oraya götürebilirim demiş.  Her konuştukları bana hararetli geilyor, anlamadığımdan heralde. Neyse düştük teyzenin peşine.

Bizi bir eve getirdi. Kapıyı açan kadın, kocasını çağırdı. Kocası da bizi eve davet etti. 3 kişiyiz girdik içeri oturduk. Arkadaşım başladı sorularını sormaya. “Kaç çocuk var? Çalışıyorlar mı? Okula gidiyorlar mı?…”

img_1646Ortalıkta dolanan bir peri belirdi birden. Saçları ipek gibi, elinde bir tarak tarayıp duruyor ipekleri. Gözümün içine bakıyor, gülüyor. 5 yaşlarında çok sevimli bir kız çocuğu. Gelip gelip birşeyler söylüyor, anlamıyorum. Arkadaşıma sordum, okula gitmek istediğini söylüyor dedi.  Türkçe konuştuğumu duyunca dedesi Türkçe konuşmaya başladı benimle. “Dil bilmiyor ki kızım. Türkçesi hiç yok ne yapacak okulda?”

Sonra başladık konuşmaya hikayesini anlattı bana. Antep’ten 40 sene önce göç etmiş Halep’e.  “Halep Orta Doğu’nun ticaret merkezi, iş kurdum. Ayakkabı fabrikam vardı.” Yanımdaki saha arkadaşım da Halep’ten gelme olduğundan bana adamın bahsettiği ayakkabı markasının Suriye’de çok ünlü olduğunu anlattı. Adam “Evet, iyi büyütmüştüm işimi.” dedi.

“Savaş büyüyene kadar oradaydık, terk etmedik vatanı.  Daha en başında kaçıp gelen zenginler oldu, bize de dediler ama. Ben istemedim. Sonra baktım ki durumlar fena, şehir merkezlerine de bombalar yağıyor. Mecbur aldım ailemi, 2 apartman sattım, geldim buraya. Önceleri otelde kaldık ailece.” (Ailece dediği şöyle oluyor; evli çocukları, onların çocukları vs 18 kişi. )

“Savaş biter ve döneriz diye düşünüyorduk ki 5 ay geçti. Otelden eve geçme zamanı gelmişti çünkü hazıra dağ dayanmıyor. Paramız bitince savaş da gittikçe tırmanınca hepimiz ciddiyetini anladık durumun ve hayata sıfırdan başlamak üzere kolları sıvadık. Böyle kolları sıvadık diyorum ama kolay olmuyor kızım. Ben 64 yaşındayım. Halimize binlerce kez şükürler olsun ama Allah gördüğünden ayırmasın derler ya. Yine de şükürler olsun, yaşıyoruz.”

Oğlu pilot olacakmış son yılıymış, pek hevesliymiş ama şimdi inşaatta kalıp ustası olarak çalışıyormuş.  Kendisi de bir ana okulunda gece bekçisi olarak çalışıyormuş.

Hayatın ne getireceği hiç belli değil, değil mi? İnsanlık çerçevesinden bakıyorum ben bu insanlara, hangi dili konuştukları önemli değil. Yerinden yurdundan edilmiş, savaştan kaçmış, sevdiklerini yitirmiş, aç kalmış ve hayata tutunma mücadelesi veriyorlar hala.

İstenmiyorlar çünkü; işsizlik varken bir de bunlar çıkmış başımıza!!!  İyi de aylık asgari ücret bile vermek istemeyen insan da var, asgari ücretin altına çalışmak istemeyen insan da var.  Açlık sınırının belli olduğu bir ülkede asgari ücreti bile vermek istemeyen yerde çalışmayalım zaten ama bu insanlar sokakta kaldıkları için aylık 200, 300 bilemedin 400 TL’ye çalışıyorlar, açlar ya çünkü.  Sigortasız, güvenliksiz, yemek veya yol ücreti olmadan çalıştırılıyorlar. Hiç kimse açlığı, sokakta kalmayı hak etmiyor, milliyeti ne olursa olsun.

Biraz sevgi gerek içimize ya, biraz sevgi, vicdan ve insanlık…

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s